11 yıldır Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın kapısından içeri girmiyordum.

En son Celal Sönmez’in başkanlığı döneminde Oda Meclis’ini izlemiştim.

Çünkü İbrahim Burkay’ın BTSO’yu doğru yönetmeyeceğini biliyordum.

Öyle oldu, Bursa’nın toprak rantını bir avuç kişiye dağıtma dışında bir başarı ortaya koyamadı.

****

Başkanlık yarışında Bursa’yı seven bir yurttaş, gazeteci olarak Özer Matlı’yı destekleyici yazılar yazmama kasıtlı olarak başka anlamlar yüklemeye çalışanlara, dönüp eski yazılarıma bakmaları öneririm.

TEKNOSAB’a proje aşamasında karşı çıkanlardan biriyim. Yüzlerce eleştiri yazısı yazdım. Batı OSB’nin hileyle TEKNOSAB adını alarak, Bursa’nın batısının (İzmir yolu, Uluabat gölünün kıyısı) da sanayi işgaline gireceğini, bunun da uzun erimde bu kente büyük zarar vereceğini dile getirdim.

****

Yıkılmaz denilen kale yıkıldı. Özer Matlı kentle durduğu doğru ittifak ve de düzgün duruşu nedeniyle (Hesaplarına bloke konuldu yalanlarına inanmayın) Faruk Çelik’in de desteğiyle başkan seçildi.

Ancak, uyanık İbrahim Burkay buradaki saltanatını sürdürmek için TEKNOSAB’ın seçimden kısa süre önce kendisine bağladı. Haziran ayında yaptığı kongreyle kendini 4 yıllığına başkan seçtirdi.

****

Ancak, onun evde yaptığı hesap BTSO Meclisi’ne uymadı.

Benim de ilk kez izlediğim BTSO Meclisi’nde hezimete uğradı, 80’e 40 oylamayı kaybetti.

BTSO yönetimi TEKNOSAB’a da el koydu.

İbrahim Burkay iki kez kürsüye çıkarak, yeni yönetimi Vali ve de mahkemelerle tehdit etti.

BTSO Meclisi buna boyun eğdi mi?

Hayır elbette…

****

TEKNOSAB’a kime ne kadar arsa tahsis edildiği, kimlerin şirketler kurarak, arka kapıdan kimlere ne verildiği ortaya çıkacak.

Dahası TEKNOSAB nereye ne kadar harcadı, bu da bilinecek.

BİR RÜŞVET HİKAYESİ

Başkanlığını yürüttüğüm, Demokrasi ve Uzlaşma Grubunda Saadet Partisi Milletvekili Mehmet Atmaca’nın yaptığı konuşmayı aktardığım yazı, yerelden çıktı ulusalda yaygın bir haber bombasına dönüştü.

Kişiler ve kurumlar zarar görmesin diye pasife alınan yazı amacına ulaştı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, yürüttüğü fon soruşturmasında bu yazıyı da bir tür ihbar olarak kabul etti.

****

Dün avukatım Ahmet Keskin ve eşim Melike Baysal’la önce çağrıldığım İstanbul’daki Vatan Emniyet’e gittim.

Oradan Çağlayan Adliyesi’ne geçerek bilgi sahibi sıfatıyla ifade verdim.

Bir gazeteci olarak savcılığın soruşturmayı titizlikle sürdürdüğüne tanıklık ettim aynı zamanda…

Arayan, soran, mesaj atan dostlara teşekkür ediyorum.