Özer Matlı’nın seçilmesiyle Bursa büyük bir tehlikeyi atlattı.
İbrahim Burkay döneminde küçük bir grup kollanırken, Bursa’nın ticaret ve sanayi erbabı giderek daha büyük sıkıntılar yaşadı.
Burkay ve çevresi, bu şehri organize sanayi bölgeleriyle kapatmak istedi.
Oysa yeni sanayi, yeni insan demekti.
Yeni insan, yeni konut, yeni iş yeri, yeni araç anlamına gelecekti.
Bu da berbat hâle gelen Bursa trafiğinin daha da içinden çıkılmaz hâle gelmesiydi.
Zaten yeşilin yok edilmesi, su kaynaklarının yetersizliği, çevre ve hava kirliliği sanayinin sonuçları değil mi?

Bursa büyük bir tehlikeyi atlattı ama BTSO Başkanı Özer Matlı da ilk düğmeyi yanlış ilikledi.
Devir teslim törenindeki fotoğrafa baktınız mı?
Meclis Başkanı Erol Dağlıoğlu’nu saymazsak, AK Parti il başkanlığı devir teslim töreni gibi oldu.
Fotoğrafa baktım, Özer Matlı’yı canla başla savunanlardan, onu destekleyenlerden kimse yoktu.
Faik Çelik zaten İbrahim Burkay tarafını ayakta tutan isimdi.
Olmadı Sayın Matlı, bu fotoğraf yeni döneme yakışmadı.
Bilmem, orada Bursa Milletvekili, eski Sanayi Bakanı Mustafa Varank’ın konuşmasını dinlediniz mi?
AK Parti hiç işin içinde değilmiş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ismini de bu işe karıştırmışlar falan filan…
BTSO seçimleri öncesinde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Erdoğan’dan habersiz Bursa’ya gelmesi mümkün müydü?
Ya Burkay’ı parlatmak için gelen diğer bakanlar?
Genel Başkan Vekili Efkan Ala, buruşturulmuş bir mendil gibi atılan, sonra lütfedilip düşük seviyeli bir koltuk verilen Recep Altepe, İl Başkanı Davut Gürkan ve daha pek çok AK Partili boylu boyunca bu işin içindeyken, “Biz hiç karışmadık” demek ne kadar inandırıcı?
Nitekim, Burkay’ı destekleyen yandaş medya yazarları bile duruma isyan ettiler. Bir anda, Ahmet Atış’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Amerika’da görüntü vermesini sağlayanın Mustafa Varank olduğunu anımsadılar, köşelerinde yazdılar.
Parantez dışı söyleyeceğim, Atış Yapı biraz da bu fotoğraftan cesaret alarak Bursa’da pek çok mağdur yaratmadı mı?
Söz yandaş medyadan açılmışken belirteyim ki Nezir Asaroğlu, Alpaslan Yıldız ve Şehir Medya’ya yapılan sansür yanlıştır.
AK Parti iktidarının yargı kolları eliyle açtığı bu tehlikeli yoldan bir an önce dönülmelidir.
Herkes bu ülkede farklı seslere, en sarsıcı eleştirilere tahammül etmeyi öğrenmelidir. Buna Faruk Çelik de dâhildir.
Büyük Atatürk’ün dediği gibi, basın özgürlüğünden doğan sakıncaları gidermenin yolu yine basın özgürlüğünden geçer.
Başka yazının dipnotu: Tek adam rejiminin demokrasinin en temel kurallarını ezip geçtiği bir dönemde arkadaşlığa saygı, dostluğa vefa duygusu, birilerine zarar vermeme niyetiyle bir yazıyı kaldırmamı, yani davranışımı eleştirenlere anımsatırım: Ekrem İmamoğlu yapmadığı yolsuzluklardan, Murat Ağırel yazmadığı haberden tutuklandı.
Milletvekili bile kürsüden, dokunulmazlığı olduğu hâlde, “Korktum.” diyerek savundu kendini…