Seçimler ufukta belirince siyasette de partiler arası milletvekili ve belediye başkanı geçiş trafiği hızlandı.

Ana muhalefet partisi CHP butlan kararıyla parti içi bir iktidar mücadelesi verdiği için vekil ve başkan trafiğinin yönü Ak Partiye doğru oluyor. Ak Partiye geçişlerin tek sebebi elbette muhalefetteki iç karışıklık nedeniyle istikbal vaat etmemesi değil. Dokunulmazlık zırhından mahrum belediye başkanlarının transferinde etken faktörün daha ziyade haklarındaki yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları olduğu görülürken milletvekillerinin Ak Partiye geçişlerinde de asıl motivasyonun önümüzdeki dönem için yeniden seçilebilme ve iktidarın yarattığı geniş rant imkanlarından yararlanma olduğu anlaşılıyor.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin getirdiği hemen hemen sınırsız iktidar gücüyle iktidar CHP’li belediyeleri mengene gibi sıkıştırıp rozetle kelepçe arasında bir tercihe zorluyor. Bu sıkıştırma işinde Ak Partinin işini kolaylaştıran birçok CHP’li belediyenin içine düştüğü yolsuzluk, usulsüzlük ve rüşvet çukuru olduğu da bir gerçek. İktidarın muhalif belediyelere yaptığı operasyonların bir temizlik operasyonundan ziyade teslim alma amacı taşıdığı, CHP’den Ak Partiye geçen belediye başkanları veya yakınları hakkındaki dosyaların kısa sürede lehlerine sonuçlandırılması ve aklanmalarından rahatlıkla anlaşılıyor. İşin daha vahimi iktidar bunu özellikle göstere göstere yapıyor, başta da dediğimiz gibi ya Ak Parti rozeti, ya da hapis yolunda kelepçe…

Ak Parti’ye geçenlerin amacı belli, paçasını kurtarmak ya da iktidar nimetlerinden yararlanmak. Asıl sorulması gereken soru ise iktidarın amacı ne? Yani Ak Parti bu şaibeli ve siyaseten izahı zor transfer pazarını niye açtı, bundan kazancı ne? Hala güçlü olan ve istikbal vaat eden benim havasını yayabilmek bir amaç olabilir, diğer bir amaç da yaklaşan seçimlerde belediye imkânlarını kullanmak olabilir diyelim. Peki, haklarında söylenmedik kalmamış, yıpranmış, bir nevi teslim alınan belediye başkanları ile hedeflenen amaçlara ulaşılabilir mi? Yani böylece bakın ben hala ne kadar güçlüyüm imajı verilebilir mi bu şaibeli transferlerle?

Bu güç değil tam tersine bir

güçsüzlük ve bunlara dahi muhtaç hale gelindi görüntüsü değil mi?

Bize göre belediye başkanlarının bu çamurlu yoldaki geçiş trafiği adı ak olan partiyi de ister istemez kirletecektir. Kara beyaza karışınca hemen aklanmaz, ortaya çıkan yeni renk gridir, açık veya koyu bir gri. Güçlü görünme veya belediye imkânlarını seçimlerde kullanma arzusu tam tersi bir sonuç üretme potansiyeli taşıyor bize göre.

Ak kara demeden ne varsa torbana doldurursan seçmen seni nasıl ayırt edecek? Kim temiz, kim kirli, kim siyah kim beyaz nerden bilecek? Bütün bunlar önümüzdeki seçimi kazanmak için yapılıyorsa-ki öyle-bize göre yanlıştır, bu şaibeli transfer pazarı ve pazarlığı kazandırmaz kaybettirir. Tabi dediğimiz gibi bize göre, tercih iktidarın, sonuçta siyaset sahnesinde olan ve sonuçlarından da sorumlu olan onlar.

Milletvekili transferlerinin amacı iktidar için daha makul bir sebebe dayanıyor, 400’ü bulup anayasayı değiştirmek ve böylece Erdoğan’ın bir dönem daha adaylığını garanti altına almak. 400’ü bulamazsa hiç değilse 360 vekile erişip mecliste bir erken seçim kararı alarak Erdoğan’ı bu yoldan yeniden aday yapmak. Milletvekili transferlerinde de vekilin amacı belli, yeni dönemi garantiye alıp yeniden seçilebilmek ve iktidar nimetlerinden yararlanmak. İktidarın da amacı belli Erdoğan’ı yeniden aday yapmak. Yukarıda da dediğimiz gibi vekil transferi her iki taraf için de belediye başkanlarının geçişlerine göre daha gerçekçi ve makul görünüyor, kazan kazan siyaseti.

Ancak burada da asıl sorun yine sandık geldiğinde ortaya çıkacak. Bakalım kendisinin dahil edilmediği ve ülke çıkarlarının söz konusu dahi edilmediği bu ilkesiz siyasete vatandaş ne diyecek? Birini cumhurbaşkanı öbürünü yine vekil mi yapacak yoksa hepsini birden tasfiye mi edecek?

Rozetle kelepçe arasına sıkıştırılan ilkesiz siyasetin halkta bir karşılılığının olmadığını pek yakında hep birlikte göreceğiz diye düşünüyorum.

Tabi bu benim düşüncem elbette takdir önce Hakkın sonra halkın.