İktidarın CHP’ye yönelik yargı kuşatması tüm hızıyla devam ediyor. Yolsuzluk iddiaları son zamanlardaki zorlama itiraflarla sürdürülüyor olsa da bu davaların asıl amacının yolsuzlukla mücadeleden ziyade yargı eliyle CHP’yi siyaseten meflûç hale getirmek olduğuna dair inanç kırılamıyor. Yolsuzluk üzerinden hedefe ulaşılamayacağı anlaşılmış olmalı ki bu defa yıpratma kampanyaları bel altına indi. İnsanların özel hayatları siyasi amaçlar uğruna paspasa çevrildi. Önceki akşam TRT Haberde Özkan Yalım’ın, Muhittin Böcek ve oğlunun itirafları üzerinden Özgür Özel’in de siyasi yargının hedefi haline gelebileceğine ilişkin tehditkâr yorumlar yapıyordu Fadime Özkan ve Mehmet Acet.

Siyasi Partilere yasal olarak uygulama imkânı olmayan “mutlak butlan” Demokles’in kılıcı gibi CHP’nin tepesinde sallanmaya devam ediyor. Yerel mahkeme yerinde bir kararla davayı usulden reddetmiş olmasına rağmen dava istinafta inatla tutulmaya devam ediyor. Ekrem İmamoğlu’na yönelik açılan davalar bir türlü amaca hizmet etmiyor, CHP bölünmedi, dağılmadı. Gürsel Tekin tarihin görüp görebileceği en büyük hukuk garabetlerinden biriyle YSK’nın aksi yöndeki çok net kararına rağmen bu konuda görevsiz ve yetkisiz Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla birkaç kafadarıyla sözde CHP İstanbul il Başkanlığında tutuluyor. İç ve dış siyasi konjonktür, ağır ekonomik şartlar müsaade etmediği için Kemal Kılıçdaroğlu mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına döndürülemiyor. Birileri kendince müthiş siyasi mühendislik dizaynları yapıyor ama haftasına planlar bozuluyor.

Mutlak butlan davasıyla ilgili aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu ceza davasında beklenen karar çıkmadı, dava 1 Temmuza ertelendi. Bu ertelemenin 7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da yapılacak Nato zirvesiyle bir bağlantısı olabilir mi acaba? Nato zirvesinden iktidar beklediği desteği aldıktan sonra mutlak butlan mı çıkar yoksa CHP topyekûn mu kapatılır, Özgür Özel dâhil CHP’nin mevcut kadrolarına siyaset yasağı mı gelir ve onlar da Silivri sakini mi olurlar? Henüz belli değil. Kimi yorumcular iktidarın her şeye rağmen bu kadar ileri gidemeyeceği yorumları yapıyor ama hayata daima iyimserlik penceresinden bakmayı seven yazarınız artık Türkiye’de bunlar olmaz diyemiyor. Çünkü şimdiye kadar olmaz denilen o kadar çok şey oldu ki bunların olmaması için Ak Parti daha doğrusu Erdoğan’ın kendi çekinceleri dışında hiçbir engel yok maalesef.

Siyasetin bu hale gelmesinin bütün suçu günahı tek başına iktidarın mı, muhalefetin, seçmenin yani bizlerin hiç mi suçu yok? Elbette var ama bu kadar ağır ve haksız yargı baskısına muhatap CHP adeta canıyla uğraşır, hayatta ve ayakta kalmaya çalışırken, tabir caizse şiddetli bir dayak yerken CHP’yi, Özgür Özel’i ve yönetimini eleştirmek bana doğru gelmiyor. Özel hayatları tüm rezillikleriyle etkin pişmanlık kılıfına sarıp iktidara hediye eden, partisi bunca yargı baskısı altındayken saf değiştirip karşıdan ateş etmeye başlayan başkanlar, bütün gözlerin üzerinde olduğunu bile bile pervasızca yolsuzluğa bulaşan partililer elbette en ağır eleştiriyi hak ediyor. CHP’nin bunca yaşanmışlıktan sonra büyük bir iç temizliğe ihtiyacı olduğu kesin, CHP bunu yapmak zorunda. CHP kendi arınamazsa iktidar kimini haklayarak kimini de aklayarak bu temizliği yapacak, bu çok net görünüyor ama dediğimiz gibi bana göre bugün CHP’ye vurma zamanı değil çünkü CHP canıyla uğraşıyor, varlık yokluk mücadelesi veriyor.

O yüzden bugün ben burada çok da bir faydasının olmayacağını bile bile iktidara seslenmek istiyorum.

CHP’yi hedef alan bu yargı kıskacı ve siyasi mühendislikler belli ki yeni dönemde seçimi almak için yapılıyor. Birileri bu gidişle bu ülkede seçimler de olmaz derken böylesi siyasi mühendisliklerle de olsa seçim kazanmayı hedeflediğinize memnunum şahsen. Demek ki hala sandığı kurmayı ve o sandıkta demokrasiyle bağdaşmayan kendi yöntemlerinizle de olsa o seçimi kazanmayı düşünüyorsunuz. O halde neden şimdiye kadar yaptığınız ve hep kazandığınız gibi milletten yana olmuyor, millete dayanmayı seçmiyor da kendilerine devlet süsü verenlerin siyasi mühendislik yöntemlerine itibar ediyorsunuz? Sayın Cumhurbaşkanı şimdiye kadar bütün seçimleri vesayet odaklarına karşı millete dayanarak, milletiyle bir olarak ve kendini ona teslim ederek kazanmadı mı?

Çok şey söylenebilir de uzatmamak için iki şey söyleyip bitireceğim.

1. Gereğinden fazla şiddet gayedeki hikmeti yok eder. Yani demem o ki CHP’ye yeterince baskı uyguladınız ve kısmen de başarıya ulaştınız ama artık durma zamanıdır. Eğer daha da yüklenir yok etmeye çalışırsanız, CHP yok olmaz tersine daha da büyür. Çünkü meşhur kuraldır öldürmeyen güçlendirir.

2. Hep aynı şeyleri yapıp farklı sonuç beklemek en kibar tabirle akıllıca bir iş değildir. Devletin üniformik kibriyle hareket edip her istediğini yapacağını düşünen geçmişin siyaset mühendisleri sonuç alabildi mi siz de alacaksınız?

Çok zor biliyorum ama fabrika ayarlarına dönmeyi deneseniz, bu mümkün değilse bile kısmen de olsa demokrasiye ve hukuka dönseniz. Dünün bebek katili damgalı Abdullah Öcalan’la Kürtlerle barış sürecini yürütecek kadar cesur ve barışçıl adımları atarken AİHM ve AYM kararlarını da uygulasanız? Yolsuzluklarla mücadeleyi siyasi mühendislik hesaplarınızla karıştırmayıp gerekmedikçe kimseyi tutuklamasanız, yani tutuklamayı yasada yazdığı gibi istisna haline getirseniz, kamuda israfı birazcık olsun önleyip asgari ücretliyi ve emekliyi birazcık olsun memnun etseniz, iktidara gelmemek için her türlü çareye başvurduğuna inandığım bu muhalefete karşı seçimi yine kazanabilirsiniz.

Yukarıda da dediğim gibi bunları size bir faydası olur diye yazmıyorum, çünkü bunların çok daha fazlası daha beliğ ve edebi bir şekilde daha yetkin kişilerce söylendi ama hiçbir olumlu sonucu olmadı. Belki yine olmayacak, bu satırlar da boşuna ve boşluğa yazılmış olacak ama tarihe not düşmek adına vicdanımın sesine kulak vererek bunları yazıyorum.

Son olarak başlığa dönersek bu yaz siyaseten tüm yazlardan daha sıcak geçecek gibi görünüyor, üç vakte kadar siyasette hiç beklenmedik gelişmeler olabilir, hayır dileyelim hayır olsun inşallah.