Sayın Şimşek’in “sınırlı sayıda fonda ödeme güçlüğü” dediği, aslında paranın kilitlenmesi, borsanın çökmesi, ev-araba hayalinin askıya alınması ve yüz binlerce vatandaşın dolandırılması demek olan bu krizi, okuyucularımız için anlaşılır biçimde özetlettim.

NE OLDU
Fon / borsa krizi; SPK’nın 7 portföy (Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls) yönetim şirketine ait yaklaşık 130 fonu tasfiye kararı almasıyla 16 Eylül’de başladı.
Bunların en babaları, Pusula Portföy ve Tera Portföy şirketleri.
Bunlar kendi aralarında TLY, THF ve PRY gibi kendi fonlarını, bir nevi dolandırıcılık şekli olan grup içi ve karşılıklı satın almalar yaparak suni hacimle şişirmişlerdi. Yani fonlar birbirine para pompalıyor, kendi hisselerini destekliyor, reklamlarla desteklenerek yüksek getiri vaadiyle yatırımcı çekiyordu.
Likidite sıkışınca iade talepleri karşılanamadı, yani ödeme yapılamadı ve temerrüt ilan edildi.
Tabii bu durum, Borsa İstanbul’da şok etkisi yaptı ve devre kesiciyi çalıştırdı.
Ertesi gün SPK, Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls’un tüm fonlarını alım-satıma kapattı ve tasfiye sürecini başlattı.
Kronoloji bu.
MALİYET NE
Gelelim maliyete; bu fonların toplam büyüklüğü 800-850 milyar lira bandında. Bazı kaynaklar 1,1 trilyon diyor. Doğrudan etkilenen yatırımcı sayısı 500 bin civarında. Sadece dört büyük fonda bile 350 binden fazla kişi var.
Buna ev ve araç alabilme umuduyla giren orta hâlli yatırımcı da çok. Bankalarda konut kredisi çok yüksek ve vermek istemiyorlar. Vatandaş, ev ve araba sahibi olabilmek için reklamlarla pompalanan, cazip gözüken ve Pusula Holding’e bağlı Katılımevim, Birevim gibi fonlara yöneldi.
Katılımevim’de 100 binin üzerinde aktif üye var. Bunlar 151 milyar lira yatırmışlar. Birevim’de ise 300 binden fazla aile sisteme dâhil olmuş.

NE OLACAK
Kamuya bağlı Emlak Katılım Tasarruf Finansman, Katılımevim ve Birevim’i satın almak için resmî görüşmelere başlamış durumda.
Tahsilat yapıp ya paraları iade edecek ya da konut/araba talebini karşılayacak!..
Bakalım bu Katılımevim ve Birevim’in ne kadar varlığı çıkacak?
Topladıkları para kadar var mı, yoksa iş yine kamuya mı yıkılacak?
BANKER FACİASI GİBİ
Bu iş bana “Banker Kastelli” metaforuyla bilinen, bankerlerin vatandaşın parasını yüksek faizle toplayıp ardından iflas etmesini ve zamanın başbakan yardımcısı merhum Turgut Özal’ın “vatandaş parasıyla kumar oynadı” demesini hatırlattı.
Çünkü bugün uygulanan ekonomi-politika bu zemini oluşturuyor.
“Düşük kur, yüksek faiz” ve vatandaşı “döviz” yerine “fonlara” yönlendiren politikanın bir sonucu bu.
Denetim altında bulunan bu fonların, suni olarak şişirilip olmayan değer yaratıldığı görülmüyor mu?
Aynı bankerlerin aylık yüzde 10-12 faiz ödeyemeyeceği bilinmiyor muydu?
Tabii ki biliniyordu.
Bunda da bir fon 3,5 yıl içinde yüzde 40 bin değer kazanır mı?
Ne yatırımı yapmış bu fon, bu kadar yüksek getiri oluşturabiliyor?
...
Uzatmayayım, anlamışsınızdır...