Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’ya karşı “özel askeri operasyon” başlattığını duyurduğu 24 Şubat 2022’den bu yana sahadaki çatışmalar devam ediyor.

Bugünkü çatışmanın kökeni oldukça uzun bir sürece dayansa da birkaç temel kırılma noktası bulunuyor. Birinci Dünya Savaşı’na kadar bugünkü Ukrayna topraklarının büyük bölümü Rus İmparatorluğu’nun, bir kısmı ise Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun sınırları içinde kalıyordu.

Çatışmanın sonlarına doğru Ukrayna toprakları hızla Alman İmparatorluğu’nun işgaline uğradı. Aynı dönemde Vladimir İlyiç Lenin önderliğindeki Bolşevikler, 1917 Devrimi’ni gerçekleştirerek Rus İmparatorluğu’nu yıktı ve yerine yeni bir devlet kurdu.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin kuruluşunda benimsenen birlik içinde ayrı cumhuriyetler modeli, birçok milliyetin özerk devletler kurmasının önünü açtı. Putin de operasyonun başladığı gün yaptığı konuşmada bu döneme ve Lenin’e dikkat çekerek söz konusu politikanın bir hata olduğunu savundu.

Ukrayna Halk Cumhuriyeti’nin 22 Ocak 1918’deki bağımsızlık girişimi ve SSCB’de başlayan iç savaş, bugün yaşanan çatışmanın kronik sorunlarının temelini oluşturdu. Beyaz Ordu ve farklı unsurların aktif rol aldığı iç savaşta Ukrayna zaman zaman el değiştirse de sonuçta SSCB’nin bir parçası oldu.

İç savaş sırasında Batılı ülkelerin SSCB’ye karşı savaşmak üzere yüz binlerce asker göndermesi ise Rus toplumunun tarihsel hafızasında bugüne kadar taşınan yaralardan biri haline geldi.

Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, 1922’den 24 Ağustos 1991’deki bağımsızlığına kadar SSCB’nin bir parçası olarak kaldı. Bağımsızlıktan sonra Leonid Kravçuk’un liderliğinde bugünkü Ukrayna devletinin kurulması süreci başladı.

Yüzyıllar boyunca Rus İmparatorluğu ve SSCB içinde bulunan Ukrayna’nın siyasetçileri ve bürokratları da doğal olarak önceki sistemin içinden geliyordu. Leonid Kuçma’nın seçilmesinin ardından Rusya ile komşuluk ilişkileri devam etti.

Turuncu Devrim olarak bilinen olaylar ise 2004 yılında cumhurbaşkanı adayları Viktor Yuşçenko ile Viktor Yanukoviç arasındaki seçimde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla kitlesel eylemlerin başlamasıyla meydana geldi. Yanukoviç, başbakanlık döneminin ardından cumhurbaşkanlığı için yarıştı. Seçimi kazansa da AB temsilcilerinin ve Batılı sivil toplum örgütlerinin açıktan desteklediği Turuncu Devrim eylemleri sonrası seçim yenilendi. Rakibi, 1990-2001 dönemi başbakanı Yuşçenko seçimi kazandı.

Seçimden kısa süre sonra Yanukoviç 2006’da yeniden başbakanlık koltuğuna oturdu. Yanukoviç, 2010 seçimleri ile cumhurbaşkanlığı görevine başladı. Bu defa Turuncu Devrimciler, Maidan sürecini başlatarak görevdeki cumhurbaşkanının devrilmesi için sokak çatışmalarına başvurdu. Olağanüstü şiddet olayları günlerce sürdü. Böylelikle 21 Kasım 2023 tarihinde başlayan kanlı olaylar, 22 Şubat 2014 tarihinde parlamentonun seçim kararı alması ile sonuçlandı. Hem Berkut (özel kolluk gücü) hem de isyancılar yaşanan olaylarda ciddi yaralanmalara sebep oldu. Yanukoviç ise ölüm tehlikesi sebebiyle Rusya Federasyonu’na sığınmak zorunda kaldı.

Bugün hemen hemen bütün çatışma haritalarında farklı renkte gösterilen Kırım’ın Ukrayna’dan ayrılması, devlet başkanının devrilmesinden hemen sonra başladı. Yanukoviç’in 22 Şubat tarihinde fiilen görevini yapamaz hale getirilmesi ile birlikte birçok oblastta halk kendini savunmak için girişimlerde bulundu. Kırım Parlamentosu 6 Mart tarihinde ülkenin geleceği için referandum kararı aldı. Böylelikle on gün sonra yüzde 83 katılımla yapılan seçimde halkın %96,77’si Kırım’ın geleceğinin Rusya Federasyonu içinde olmasına karar verdi.

Sonrasında Harkiv, Donetsk, Luhansk gibi ülkenin doğusunda bulunan bölgelerde Ruslara karşı ciddi şiddet olayları baş gösterdi.

Aynı dönemde ülkemizde yaşanan Sivas Katliamı benzeri bir olay ise Odesa oblastında gerçekleşti. Rus vatandaşlar saldırıdan korunmak için sendika binasına sığındı. Bunun üzerine ateşe verilen binada 48 kişi trajik bir şekilde hayatını kaybetti. Mariopol oblastında yaşanan şiddet olayları da değerlendirildiğinde Ukrayna’nın güney ve doğu bölgesinde can kayıplarının arttığı olağanüstü çatışmalar yaşandı. Donetsk ve Luhansk oblastlarındaki çatışmaları tırmandıran kritik gelişmelerden biri Ukrayna ordusunun kentleri bombalaması oldu.

Bu kronolojik anlatımın neticesinde bazı temel değerlendirmeler bugün sahada yaşananların anlamlandırılmasında etkili olacaktır.

Ukrayna’nın bağımsızlık arzusu tarih boyunca tek başına başaramayacağı bir mefkûre olarak saptanmalıdır. Birinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı başta olmak üzere tüm Turuncu Devrim ve Maidan olayları ile Rusya karşıtı eylemler, Batı’nın müdahil olduğu gelişmelerdir. Bugün bu durum açık bir askeri destek şeklinde sürmektedir.

Yarın Rusya’ın Ukrayna’ya düzenlediği saldırıyı ele aldığımız son bölümle analizimizi tamamlayacağız.