Vurdumduymazlık, insan ilişkilerinde, güvensizliğin ve iletişim problemlerinin artmasıyla, görevlerin, insanlık gereğinin aksatılması ve hiçbir şeye aldırış etmeden bireysel ve toplumsal olaylar karşısında tepkisiz olup gereğini yapmama, yarınlar yokmuş gibi yaşama durumudur!

Yarını olmayanların bugünü heba etmesi, umudun kalmamasıdır.

Umutsuzluk, bireyin kendi karamsarlığından kaynaklanıyorsa, bireyin içinde bulunduğu şahsi sıkıntılar sebebiyle vazgeçiş olarak değerlendirilebilir.

O zaman vurdumduymazlık dikkate değer görülmez. Ama, vurdumduymazlık toplumun büyük çoğunluğunda hâkim bir yaşam tarzına dönüşmüşse, sorun toplumun kendisi kadar büyüktür, bireylikten çıkmıştır ve sorunun sebebi direkt toplumu etkileyen, toplumla ilgili kararlar alıp bu kararları devreye sokan iradenin kendisidir.

Toplumsal bir hadiseye dönüştüren etkenler, yazılı ve görsel medya, diziler, filmler, haberler, sanal medya paylaşımları, futbol gibi kurumlar olurken, toplumu yöneten, söz sahibi siyasi mekanizmalar da içinde bulunulan vurdumduymazlığın baş sebepleridir.

Topluma yön veren dizilerin ve filmlerin toplumla, hayatın ve halkın dışında gerçekleri barındırmayan, çıtaların çok yükseğe konulduğu senaryolar ile yaşam ve insan budur, yapılması gerekenler bunlardır, sevilmesi gerekenler, alınması gerekenler, olması gerekenler gibi sahte ve ulaşılması zor hedeflerin zihinlere dayatılması, imkansızı kabul ederek olanı reddetme sonucu, bir amaç edinmekten vazgeçmeyi doğurur. İnsana verebileceğimiz en büyük değer, hayatı için bir amaçtır.

Buna, hedef de diyebiliriz. Hedefi olmayan zihin vazgeçmiş zihindir, vurdumduymazlık yaşıyordur. Futbolun haddinden fazla sahte ve geri dönüşü olmayan paralar içermesi ama sonucun ödenen paraların asla karşılığı olmaması, birleştirici ve saygı dili değil kutuplaştıran ve düşmanlaştıran bir yapıya bürünmesi sonucu, hayatı futboldan ibaret olan, tuttuğu takımla varlık giyinmiş, elinde başka hiçbir değer olmayan zihinleri vurdumduymaz yapar.

Sanal da dâhil medyanın sürekli olumsuzluk üzerine beslenip olumsuzluğu pompalaması yarına dair beklentileri yok eder. Beklentisi olmayan kendi çabasını devre dışı bırakır. İşte bu da vurdumduymazlığın sebeplerinden birisidir. Halka olanı anlatmanın yanında olumlu haberlerin de verilmesi, futbolun şişirilmiş balon olmaktan çıkartılıp konuşulan dilin saygıya kavuşması, dizi ve filmlerin halkın gerçeğine daha yakın ve toplumsal değerleri içerirken, bizden olması, bu anlamda elbirliğiyle yok edilen umutları yeniden kalplere ekecektir… Ama? İşte burada devreye yine beklememek girdiğinden, umudun ve elinden geleni yapmanın yerine vurdumduymazlık giriyor.

Siyaset ise direkt ülke ve toplumun yönetilmesi meselesi olduğundan, eğitim sorunları, kültürel sorunlar, ekonomik sorunlar birbirine eklenince durum, içinde bulunduğumuz memnuniyetsizliği doğurmaktadır.

Toplum, ekonomik, adalet ve eğitim konularında yönetimsel sorunlardan dolayı yöneteni yetersiz görüyorsa, sıkıntılarının düzeleceğinden umudu kalmadıysa, elinde olmayan sebepler yüzünden kendisinin yetersizliğiyle her gün karşılaşıyorsa ve düzeleceğine dair yapılmış bir eylem görmüyorsa, günü yarınlar için dengede tutmayı bırakıp yarınları bugünden harcar.

Vurdumduymaz bir toplum, vurdumduymazcasına yaşar hâle gelir. İşte, bugün günümüzde yaşananlar tam olarak budur!