CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar serisine dün de Bursa dâhil oldu, Başkan Bozbey dâhil 59 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi, dört firari hariç 55’i yakalandı.
Başlıktaki soruyu yeniden soralım; CHP’li başkanlar niçin tutuklanıyor? Resmi açıklamaya bakılırsa suç işlemek için örgüt kurma, yönetme, suç işlemek için kurulan örgüte üye olma, rüşvet, irtikâp suçlamalarıyla gözaltına alınıyorlar, gözaltı süreleri dolar dolmaz da hemen hemen tamamı tutuklanıyor. Sonra İçişleri bakanlığı devreye girip tutuklanan başkanları görevden alıyor, sonra da duruma göre yerlerine kayyum atanıyor ya da cumhur ittifakının meclis çoğunluğu yeterli geliyorsa iktidar tarafından seçilen yeni başkan göreve başlıyor. Böylece seçimsiz bir şekilde belediyeler muhalefetten iktidara geçmiş oluyor. Bir süredir işletilen ve kanıksatılan pratik böyle.
Peki, bu doğru mu?
Önce resmi söylem doğru mu?
Sonra söylem doğru olsa bile yöntem doğru mu?
Resmi söylemin doğru olduğuna, yani belediyeye yapılan operasyonların gerçekten avam diliyle ifade edersek “hırsızlık” “kamu malını çalma” “zimmetine geçirme” gerekçesiyle yapıldığına özel sohbetlerde vicdanlı cumhur ittifakı seçmeni de inanmıyor. Yani açıkça itiraf edilmese bile bu soruşturma ve kovuşturmaların siyasi maksatla yapıldığı iktidarı muhalefetiyle halkın genel kanaati.
Bunun teyidi de zor değil aslında, rahmetli emekli MİT’çi Mahir Kaynak’ın yöntemini kullanarak bir soruyla kolayca bu tespiti yapmak mümkün. Rahmetli özellikle faili meçhul cinayetlerin failini bulmak istiyorsanız bu cinayetin sonuçta kime yaradığına bakın derdi. Biz de aynı yöntemi uygulayarak soralım; bu operasyonlar sonuçta adalete mi yarıyor siyasete mi?
Yani hangi ehli insaf bu operasyonların başka hiçbir amacı yok, bunların tek amacı adaletin tecellisi ve kamu malını çalanların cezalandırılmasıdır diyebilir? Ama diğer yandan yine aynı ehli insaf vicdanıyla baş başa kaldığı tenhada pekâlâ bu operasyonların bugünkü hâkim cari iktidar siyasetine yaradığını kendi kendine itiraf eder. Çok açık bir şekilde iktidar yargı gücünü kullanarak muhalefet üzerinde müthiş bir baskı uyguluyor, muhalefeti meflûç ederek etkisizleştirmeye çalışıyor. Bu o kadar açık bir şekilde ve niyet gizlenmeden yapılır hale geldi ki gerçek bir rüşvet ve yolsuzluk operasyonuna da kimse inanamaz oldu.
Niye böyle oldu?
Çünkü resmi söylem doğru olsa, yani bu soruşturmaları açmak için makul şüphe olsa dahi uygulanan yöntem yanlış. Nedir o çok yanlış yöntem. İstisna olması gereken tutuklamaların bu soruşturmalar için kural haline getirilmesi.
Örneğin Bozbey resmi açıklamalara göre 7 yıl önceki bazı eylemelerinden dolayı suçlanıyor, eşi ve kızıyla birlikte gözaltına alınıyor. Bir hukukçu olarak masumiyet karinesi gereği kimseyi peşin peşin suçlu ilan edemeyeceğimiz gibi peşin peşin de ibra edemeyiz. Elbette Bozbey de yargılansın, 7 yıldır ihmal edilen soruşturma şimdi yapılıyorsa ona da eyvallah, neticede suç zamanaşımına uğramamış, ama sabah namazından da önce kör karanlıkta konutunu basıp gözaltına almak niye? Tutuklanmasına da kesin gözüyle bakılıyorsa o niye? Niye tutuklanacak Mustafa Bozbey?
Bilindiği üzere CMK’ya göre ancak delil karartma ve kaçma ihtimali varsa tutuklama kararı verilebilir. 7 yıl önce işlendiği iddia edilen suçların delillerinin karartılacağından bahsedilemeyeceğine göre geriye kalıyor kaçma ihtimali. Neredeyse bir yıldır bu operasyon kulislerde konuşulurken kaçmamış başkan şimdi mi kaçacak? Kaldı ki herhangi bir adli kontrol yöntemiyle, o da yetmezse konut hapsiyle kaçması da pekâlâ önlenebilir. O halde sorun ne, niçin halkın demokratik tercihine saygı gösterip tutuksuz yargılamıyorsunuz da illa tutukluyorsunuz? Bu halka siz seçmeyi beceremediniz biz de mecburen yargı eliyle düzeltiyoruz demek değil mi?
Bu yazı yazıldığı gün itibarıyla Mustafa Bozbey gözaltındaydı ve henüz tutuklanmamıştı. Bunca yaşanmışlığa rağmen çıkmamış canda ümit vardır misali biz de henüz adaletten tamamen ümit kesmiş değiliz, dileriz Mustafa Bozbey ve diğer şüpheliler serbest kalır.
Kulislerde cumhur ittifakının hangi meclis üyesinin başkan seçileceği açık açık konuşulur, yazılıp çizilirken bu çok zor ama dedik ya çıkmamış canda ümit vardır. Biz de bir hukukçu olarak son nefesimize kadar adaleti, adalet için de tutuksuz yargılamaları savunmaya devam edeceğiz. Çünkü Galileo’nun dediği gibi dünya dönmeye devam ediyor.