Başlık biraz uzun kabul ama konunun daha baştan anlaşılması açısından da önemli bence… Önceki gece teheccüt kararnamesi ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç görevden alındı ve içişleri bakanlığına Mustafa Çiftçi, Adalet Bakanlığına da Akın Gürlek atandı. Dünden itibaren bu atamalar siyasetin gündemine oturdu, üzerinde tartışmalar hatta meclis kavgaları oldu. Atamalara tepkiler ve yorumlar daha ziyade muhalif cenahtan geldi çünkü iktidar tarafına “Cumhurbaşkanımızın takdirleri (!)” hâkim. Bu yorumların birçoğu elbette bir gerçekliğe tekabül ediyor ve haklılık payı var ama biliyorsunuz yazarınız her zaman size başka bir pencere açmaya çalışır, bu yazıda da öyle yapacağım, bu atamaları geçmiş ve gelecek zaman üzerinden yorumlamaya çalışacağım.
Ali Yerlikaya geçmiş zamanın kurbanı. Kendisinden MHP tabanının ve cumhur ittifakının kudretli ortağı Devlet Bahçeli’nin hoşlanmadığı kamuoyu tarafından biliniyordu, aylar öncesinden Bahçeli’nin isteği ile görevden alınacağı konuşuluyordu ve öyle oldu. Devlet Bey geç de olsa muradına erdi.
MHP kanadı kendi kadrolarını büyük ölçüde tasfiye eden emniyet müdürleri ve valiler kararnamelerinden oldukça rahatsızdı. Yalova’daki İŞİD eyleminden sonra yaptığı açıklama nedeniyle bizzat Bahçeli tarafından ağır bir şeklide eleştirilmiş, MHP genel başkan yardımcısı düzeyinde twitter (X) üzerinden hücuma uğramıştı. Elhasıl Ali Yerlikaya’nın başını büyük ölçüde bakanlığı döneminde MHP’nin hoşlanmadığı icraatları yedi diyebiliriz. Diğer yandan icraatlarında bir parça da olsa devletin bakanı olduğunu hatırlatan, muhalif kesimin duygularını da hesaba katan bir ton vardı bu tutumu da gönderilişinde rol oynamış olabilir.
Yeni gelen bakan Mustafa Çiftçi ideolojik olarak Erdoğan’ın İslamcı çizgisine daha yakın, cumhuriyetin kurucu kodlarına mesafeli deniyor, eski meclis başkanı İsmail Kahraman’ın yakın çalışma arkadaşı ve atanmasında da İsmail Beyin önemli rolü olduğu söyleniyor. Eski model bir Mercedes’le Erzurum sokaklarında Ferdi Tayfur turuyla Bahçeli’ye de bir selam göndermiş zamanında, ferasetli adammış anlaşılan. Bu sayede Bahçeli çok sevinmese de engel olmamıştır. Döneminde bayağı renkli ve tartışmalı icraatlar görürsek sürpriz olmaz.
Ama Yerlikaya bahsinin son cümlesi şudur ki; içişleri bakanlığındaki nöbet değişimi gelecek değil geçmiş zaman üzerinden okunmalı. Erdoğan istediği emniyet müdürü ve vali değişikliklerini Yerlikaya’ya yaptırdıktan sonra Bahçeli’nin de gönlünü kırmamak adına onu görevden aldı. Daha doğrusu görevden affını kabul ederek (!) onu özgürlüğüne kavuşturdu, yolu açık olsun.
Akın Gürlek’in adalet bakanı olması ise kötümser bir yorum olacak ama gelecek zamanla ilgili. İstanbul’da İmamoğlu’nu tutuklayıp davayı da kendi üslubunca hale yola koyduktan sonra, yani orada yapılacak çok fazla iş kalmamışken, yeni ve daha büyük yargı operasyonları için başkente alındığı, bunun için Adalet Bakanı yapıldığını söyleyenler keşke haklı olmasalar ama galiba haklılar.
Ve galiba bu defa çanlar Mansur Yavaş için çalmaya başlayacak. Akın Gürlek Erdoğan’ın yeni dönem cumhurbaşkanlığı önündeki engelleri kaldırmakta kararlı ve bayağı gözü karartmış görünüyor. Bu engeller içinde anlaşılıyor ki sadece İmamoğlu ve Yavaş gibi şahıslar değil kurumsal olarak CHP de var. Dün mecliste yeni bakanların yemini sırasında yaşanan kavga görüntüleri de Adalet Bakanı ve HSK Başkanı Akın Gürlek’le CHP arasında gelecekte yaşanacak büyük kavganın fragmanı gibiydi sanki. Hayırlısı olsun inşallah