İnsanın ismi önemlidir, çünkü çoğu zaman insan ismiyle müsemma olur, yani ismine çeker. O yüzden Peygamberimiz bir hadisinde “çocuklarınıza güzel isimler koyun” tavsiyesinde bulunmuştur. İsim değil soy isim bile çok önemlidir, yiğit namıyla anılır çünkü. Sayın Akın Gürlek de sırasıyla hâkim, adalet bakan yardımcısı, savcı ve nihayet adalet bakanı olduğu dönemler itibarıyla ad ve soyadıyla müsemma bir şekilde hayli atak performans sergiledi, adının ve soyadının hakkını verdi maşallah.
Her şey kamuoyunun önünde, çok da uzun olmayan bir geçmiş zaman diliminde cereyan ettiği için Akın Beyin icraatlarını tek tek saymamıza gerek yok herhalde. Hâkimlik zamanlarındaki siyasilerle ilgili çok tartışmalı kararlar altındaki imzaları unutmuş olsak da koskoca İstanbul Belediye Başkanını yanında onlarca belediye başkanı ve bürokratla tutuklamış olmasını unutmak ne mümkün.
Kendi akına çıktığı zamanlarda çok gürlek olan sayın bakan Özgür Özel’in gündeme getirdiği tapu kayıtları üzerinden savunmaya geçmek zorunda kalınca çok zayıf ve cılız bir defans oyuncusu performansı sergiledi maalesef. (Demek ki futbolcuları alıştıkları ve yakıştıkları yerde oynatmak önemli :)) Bir nevi tapu kimlik belgesi sayılan ID numaraları verilen 12 tapunun kendisine ait olmadığını aynı yöntemle çürütmek yerine sadece benim 4 tapum var demekle yetindi.
-“Peki, kalan 8’i için ne diyorsunuz?
- Yargıya gideceğim.
-Yargının başında kim var?
-Ben.
Basın toplantısı süsü verilmiş kurguya katılan AA muhabiri güya sordu Özgür Özel’in iddialarını iftira filan diyerek. Sayın Adalet Bakanı Akın Gürlek de cevap verdi, benim 12 değil dört tapum var. Şimdiki zaman cümlesi ile 4 tapu. Peki, bir de geçmiş zamana ait, elinizden çıkardığınız, yani pasif durumdaki tapular hakkında ne diyeceksiniz?
Hiç.
Niye hiç, çünkü senaryoda böyle bir soru yok.
Akın Bey bir an savunmada olduğunu unutup hücuma geçmeye kalktı, Muhittin Böcek’in Özgür Özel’e rüşvet verdiği iddiasını ortaya attı. Tabi o mesafeden denediği şut avuta bile çıkamadan doğrudan taca gitti. Daha beteri Akın Beyin vurduğu topun oyunda oynanan top değil saha dışından atılan yedek top olduğu anlaşıldı, o yanlış topla uğraşırken hakem, yani kamu vicdanı aleyhe gölü verdi. Öyledir siz kendi tapularınızın hesabını vermeye çıktığınız basın toplantısında o da şundan rüşvet aldı diye savunma yapmaya kalkarsanız gol üstüne gol yersiniz. Bu arada Özgür Özel aylar önce bu iddianın cevabını miting meydanında otobüs üzerinden vermişti, tekrarını yayınladı.
Sayın bakan sessiz kaldıkça Özgür Özel el yükselterek iddialarını sürdürüyor. Bu defa da Akın Beyin yapmış olduğunu iddia ettiği bir gayrimenkul taksit satış sözleşmesini gündeme getirdi. Toplamda 9 milyona yakın paranın 2 milyonluk aylık taksitlerini nasıl ve hangi parayla ödediğini soruyor, yine cevap yok.
Akın Bey açısından işin diğer bir kötü tarafı da Ak Parti’nin kendisini defansta yalnız bırakması. Ak Parti sözcüsü Ömer Çelik’in yasak savma kabilinden ettiği birkaç politik kelamı saymazsak sayın bakanı savunan Ak Partili yok. Yandaş basın da çok alt düzeyden ve daha ziyade tapu kayıtlarını kim sorguladı, kim ortaya çıkardı üzerinden bir yayın yapıyor. Bu yayınlar da lehe mi yoksa aleyhe mi tartışılır. Öyle ya tapu yok denilemediği için mi acaba bunu kimin ortaya çıkardığı soruşturuluyor? Akın Beye bir ters destek de MHP’den geldi, oradan da kendisine tatmin edici bir açıklama yapması tavsiye ediliyor.
Özetle asrın yolsuzluk davası olduğu iddia edilen davanın dünkü savcısı ve bugünün adalet bakanı Sayın Akın Gürlek kaynağı sorgulanan gayrimenkulleri üzerinden zor duruma düşmüş görünüyor. Okuyucuların iyi de bu ülkede bu tür iddialar siyasi ya da adli bir sonuç doğurmaz ki dediğini duyar gibiyim. Bu defa ben o kadar emin değilim. Sayın bakan siyaseti öğrenemeden görevden affını isterse şaşmam.