Osmanlı hanedan tarihinin en önemli figürlerinden biri hiç şüphesiz Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi ve Şehzade Mustafa’nın annesi Mahidevran Sultan’dır. Oğlunun 6 Ekim 1553’te Konya Ereğlisi’nde idam edilmesinden sonra, Osmanlı hanedan geleneğine uygun olarak Bursa’ya gönderilmiş ve hayatının son yirmi yedi yılını Bursa’da geçirmiştir.

Şehzade Mustafa’nın cenazesi Bursa’ya nakledilirken, annesi Mahidevran Sultan da 8-10 kişilik küçük bir maiyetle Amasya’dan Bursa’ya sürgün edilmiştir.

Whatsapp Image 2026 10 08 At 14.13.08

Ekonomik Zorluklar ve İstanbul’dan Gelen Ferman

Bursa Şer‘iyye Sicilleri’ne göre, padişah hanımı olarak alması gereken paşmaklık gelirleri kesilmiş, ekonomik zorluklar çekmiştir. Esnafın kendisine ve maiyetine mal vermekte tereddüt ettiği, hatta bazı şehirlilerin kendisine “ihanet” ettiği yönünde şikâyetler İstanbul’a ulaşmış; 23 Temmuz 1562 tarihli bir fermanla Bursa kadısına, Mahidevran ve maiyetinin ihtiyaçlarının öncelikli ve kolaylıkla karşılanması, saygıda kusur edilmemesi emredilmiştir.

Bu dönemde Mahidevran, Bursa’da kiralık bir evde yaşamıştır. Sicil kayıtlarına göre, yaklaşık 13 Haziran 1553 tarihinde ikamet ettiği evde maalesef 9,5 yıl (20 Ağustos 1563’e kadar) kira ödenmemiştir. Günlük 10 akçe üzerinden hesaplanan toplam borç 34.200 akçeyi bulmuş, evin sahipleri Ahmed ve Mehmed Çelebiler’in vekili Abdullah oğlu Rıdvan’a, Hassa Harc Emini Mehmed Çavuş tarafından bu meblağ tamamen ödenmiştir. Bu ödeme, Hürrem Sultan’ın 1558’deki ölümünden sonra Kanuni’nin emriyle gerçekleşmiş; aynı dönemde kendisine düzenli ödenek de bağlanmıştır. Böylece yaklaşık on yıllık yoksulluk ve borç dönemi kısmen sona ermiştir.

İlginç bir ayrıntı olarak, Kanuni’nin süt kardeşi Beşiktaşlı Yahya Efendi (Molla Şeyhzade), Mahidevran’ın saraya geri alınmasını talep eden bir arîza yazmış; bu talep Kanuni Sultan Süleyman'ı kızdırmış ve Yahya Efendi’nin Sahn-ı Seman medresesindeki müderrislik görevinden azledilmesine yol açmıştır. Yahya Efendi, bu olaydan sonra Beşiktaş’ta kendi dergâhını kurarak inzivaya çekilmiştir.

Whatsapp Image 2026 10 08 At 14.13.08 (1)

Kanuni’nin Emri ve İmâret-i İsa Bey Mahallesindeki Konak

Kanuni Sultan Süleyman’ın 9 Haziran 1564 tarihli fermanı, Bursa Hisarı içinde, İmâret-i İsa Bey mahallesindeki “merhum Leyszâde evleri”nin Mahidevran Sultan için satın alınmasını emretmesi bakımından oldukça ilginçtir. Bu evin bedeli Bursa’daki havâss-ı hümâyûn gelirlerinden karşılanmış, ödeme Hassa Harc Emini Mehmed Bey tarafından yapılmıştır.

Arşiv belgelerine göre, satın alınan ev şu özelliklere sahiptir: İçerisinde ve dışarısında sakf (çatı/örtü), büyût (odalar), hamam, hücurât (hücreler/küçük odalar), Mevâdd-ı kesîrede vaki sular (çeşitli su kaynakları), Bahçe ve ihata duvarı (çevre duvarı) bulunmaktadır. Yıllık mukâtaası (vergi/kira benzeri) 148 akçedir. Müderris Pîr Ahmed Çelebi’den, ehl-i vukûfça takdir edilen 120.000 akçe bedelle mahkemede satın alınmıştır.

Bazı ikincil kaynaklar evi II. Selim’in (1566 sonrası) satın aldığını belirtse de, şer‘iyye sicilleri ve arşiv belgeleri satın alımın 1564’te, Kanuni döneminde gerçekleştiğini açıkça göstermektedir. Evin, mütevazı ama işlevsel bir Osmanlı konağı olduğu açıktır.

Bu ikametin bir zamanlar İmâret-i İsa Bey mahallesinde yani Bursa Kalesi (Hisar) içinde yer aldığı bilinmektedir. Mahalle adını, Çelebi Mehmed dönemi veziri Bayezid Paşa’nın oğlu İsa Bey’in 1436 civarında yaptırdığı mescit, medrese ve imaretten almaktadır. Bu ikamet günümüze ulaşamasa da, mahallenin ismini veren bu küçük mescit (İmaret-i İsa Bey / Hastane Camii olarak da bilinir), Osmangazi ilçesi Alaaddin / Kuruçeşme mahallesi civarında, eski Devlet Hastanesi karşısında hâlâ ayaktadır.

Whatsapp Image 2026 10 08 At 14.13.07 (1)

Hayır İşleri ve Vakıf Faaliyetleri

Maddi güvenceye kavuşan Mahidevran, hayatının geri kalanında hayır işleriyle meşgul olmuştur. 30 Mayıs 1574’te 6.000 gümüş akçe vakfetmiş; 31 Ocak 1575’te bazı kişilere hibe ve temliklerde bulunmuştur. En önemli vakıf işi ise 22 Nisan 1575 tarihlidir: Hisar’da, İmâret-i İsa Bey mahallesindeki evini, 100.000 dirhem gümüş rayiç akçesini ve Eski Kaplıca civarındaki Karaoğlan ile Çınarsuyu’yla dönen Kara Kethüda ve Nasuh değirmenlerini vakfetmiştir. Nazır olarak vezirlerden Abdurrahman oğlu Mehmed Paşa’yı tayin etmiş; mütevelli ve kaymakam atamaları da yapmıştır. Bu vakıf, özellikle oğlu Şehzade Mustafa’nın Muradiye’deki türbesinin (Mustafa-i Cedid Türbesi) bakımı için kurulmuştur. Türbenin inşası ve düzenlenmesi sürecinde II. Selim’in de destek verdiği bilinmektedir. Mahidevran’ın vakıf faaliyetleri, yoksulluk yıllarından sonra bile “hayırsever sultan” kimliğini koruduğunu göstermektedir.

Whatsapp Image 2026 10 08 At 14.13.07

Sürgünün Sonu ve Muradiye

Mahidevran Sultan, 3 Şubat 1581’de Bursa’da vefat etmiş ve oğlunun yanına, Muradiye Külliyesi’ndeki türbeye defnedilmiştir. Ölümünden sonra, vasiyeti gereği maiyetindeki yirmi hizmetçi ve köleleri için ıtıknâme (azat belgesi) düzenlenmiş ve Mayıs 1581’de bu köleler özgür bırakılmıştır. Bu belge, Sadettin Eğri’nin incelediği şer‘iyye kayıtlarında detaylı biçimde yer almakta ve Osmanlı’da köle azadının hayır anlayışıyla nasıl iç içe geçtiğini aktarmaktadır. Mahidevran Sultan her ne kadar popüler kültürde (Muhteşem Yüzyıl dizisi vb.) dramatik sahnelerle anlatılsa da aslında, arşiv belgelerinde daha sakin, sabırlı ve hayırsever bir portre çizmektedir.

Muradiye Külliyesi’ndeki Saraylılar (Cariyeler) Türbesi, Mahidevran’ın ablaları veya maiyetinden Akile Hatun ve Belkıs (Buygur Belkıs) Hatun’a aittir. 2014’te Fransa’dan gelen bir soy kütüğü iddiası, Mahidevran’ın Çerkes paşa kızı olduğunu ve bu kadınların ablası olduğunu öne sürmektedir. Üç Hanım Kızlar Türbesi ise Şehzade Mustafa’nın maiyetindekilere aittir. Bu kabirler, Mahidevran’ın Bursa’da yalnız olmadığını, küçük bir hanedan çevresinin bu şehirde de sürdüğüne işaret eder. Bu husus, Rahmetli Doğan YAVAŞ hocanın da defalarca belirttiği ve arşiv belgeleri doğrultusunda savunduğu gibi olması bakımından önemlidir.

Doğan YAVAŞ hoca henüz hayattayken bu konudaki arşiv belgelerini okuma fırsatını bulmuş, kendisinin 2014 yılındaki bu bulgusu doğrultusunda ilerleyen yıllarda da sık sık konuşmuş, kendisinden istifade etme bahtiyarlığına erişmiştim. Bugün bazı çevrelerde hala tartışılsa da kendisinin bu konudaki bulguları Bursa tarihi açısından bendeniz için şüphe götürmeyen bir gerçektir.

Kaynakça

Eğri, S. (2016). Mahidevran (Gülbahar) Sultan ve itıknâmesi. Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, 17(30), 41–56.

Emecen, F. (2010). Süleyman I. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (Cilt 38, ss. 62–74). TDV Yayınları.

Kepecioğlu, K. (2009). Bursa kütüğü (H. Algül, O. Çetin ve diğerleri, Haz.). Bursa Büyükşehir Belediyesi Yayınları.

Necipoğlu, G. (2005). The age of Sinan: Architectural culture in the Ottoman Empire. Reaktion Books. (Hanedan kadınları ve vakıf bağlamı için.)

Peirce, L. P. (1993). The imperial harem: Women and sovereignty in the Ottoman Empire. Oxford University Press.

Sakaoğlu, N. (2008). Bu mülkün kadın sultanları. Oğlak Yayıncılık.

Şahin, H. (t.y.). Yahyâ Efendi, Beşiktaşlı. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/yahya-efendi-besiktasli

Yavaş, D. (2014). Bursa Muradiye Külliyesi’ndeki Saraylılar ve Üç Hanım Kızlar türbeleri üzerine yeni bulgular [Konferans sunumu].