Duvarı nem, insanı gam yıkar.
Rutubet ve nem, taş gibi sağlam bir duvarın içine sızarak, onu bir arada tutan bağları zayıflatıp çürümesine ve yıkılmasına neden olur. İnsanın da sürekli içine attığı üzüntü ve sıkıntılar sebebiyle hem ruhu hem de bedeni zamanla zayıflar ve sonunda çöker.
Gam, üzüntü, keder, kaygı anlamına gelir. “Allah var gam yok” sözü, insanın bir iş veya konuyu, kendi üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdikten sonra, Allah'a bırakıp huzur bulmasını anlatan derin anlamı olan bir teselli ve inanç ifadesidir. İnsanın zorluklar ve sıkıntılar karşısında ümitsizliğe kapılmaması, iç huzurunu koruması ve tam bir teslimiyetle Allah'a sığınması gerektiğini anlatan güven ifadesidir.
İnsan, kendisini güven içinde hissettiği zaman daha sağlıklı ve huzurlu olur. Çünkü insan, yaşam içinde diğer insanlardan ve olaylardan etkilenen; hayatın yalnızca güzel taraflarıyla değil, üzücü yanlarıyla da karşılaşan bir varlıktır. Âlemde her ne varsa, ama madde ama mana yönüyle, tümü insan içindir.
“Her şeyi senin için yarattım diyen Rabbine, tümünü Senin için terk ettim diyebilmektir aşk!”
demiş, Şems Hz’leri. Bu çok üstün bir insanlık ve kulluk seviyesidir. Yaratılan her şeyle bir etkileşim içinde olduğumuzu anlayalım. İşte insan, bu etkileşim üzerine yaşam içinde kendi hayatını kurar. Bu hayatın temelini, eksiklikleri, acizlikleri, ihtiyaçları ve zayıflıkları sebebiyle güvendiği şeylerle kurar. Bu çok insanî bir durumdur. Ancak, güvenilen ne ise yoksunluğu ağır sonuçlar doğurur.
İnsan, aklına güvenir. Parasına, malına, ailesine, arkadaşlarına, makamına, gücüne güvenir. Binanın depremde yıkılmaması için evin temelinin sağlam olması gibi güvendiklerinin kendisini aciz bırakmayacağı eminliğinde sırtını sağlam bir duvara dayamışçasına rahat ve huzurlu olur. Bu insanın, “Allah var gam yok!” demesi güven duygusunun dışa vurumudur.
İşte burada dikkat edilmesi gereken, beyandaki “Allah” kavramının içinde ne olduğudur. Allah süreklidir; yokluğu düşünülemez. Küllî bilinç, akıl, irade ve kudret sahibidir. O, âlemi ve her şeyi kuşatan, zaman ve mekânla kayıtlı olmayan, fakat zaman ve mekânı da var eden Kadir-i Mutlak’tır. İnsan, kendisini ve âlemi yaratan bu aşkın varlığı bırakıp O’nun yerine başka bir şeyi koyduğunda, güveninin temelini de kaybetmiş olur. Çünkü insanın gerçek dayanağı, sahip olduğu şeyler değil, onları kendisine veren Rabbidir. Rabbin dışında hiçbiri insanın mutlak güven kaynağı olamaz. Geçici olanlara dayanarak kalıcı bir huzur arandığında gam da ortaya çıkar.
Paran, makamın, malın, gücün, gençliğin, ailen, arkadaşların uzaklaşınca bir başına kaldığını zannediyor, üzülüyor, kederlenip felaket yaşıyorsan,
Allah’ın yerine onları koymuşsun. Allah’a ortak koşmuşsun. Allah’ı yedek ilah yaparken onları asıl ilah yapmışsın. Hani, Allah var gam yoktu? Allah hâlâ var ama senin eski hâlinden eser kalmamış!