Gençti, iyi eğitimliydi. Ülkesinin uluslararası politikasına yönelik yaklaşımları herkesin takdirini topluyordu.
Bir dönem MHP milletvekilliği yaptığı zamanlarda herkes onu olası bir genel başkan adayı olarak görüyor, kendisine şans verenlerin sayısı da azımsanmayacak kadar çok bulunuyordu. Partisinden ihraç edildiğinde, pek çok kişi bu kararın onun olası genel başkanlığını engellemek amacıyla alındığını düşündü.
Diğer sağ partiler kendisini bünyelerine katmayı çok arzuladı; fakat o zoru seçerek muhalefet kulvarında kaldı.
Söylemleri, özellikle muhafazakâr-milliyetçi kanat tarafından büyük beğeni topladı. Muhalefette kalmak değerliydi; çünkü doğruyu söyleyenlerin sayısı iyiden iyiye azalmıştı.
Gelgelelim, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda, kimsenin ikna olmadığı ve kamuoyunda karşılık bulmayan gerekçelerle Cumhur İttifakı’nı destekleme kararı aldı. Cumhur İttifakı kazandı ama o kaybetti. İnanırlığını ve sempati çemberini yitirdi.
Sinan Oğan’dan bahsettiğimi sanırım herkes anladı. Milliyetçi-muhafazakâr kanadın ilk büyük sınavı Sinan Oğan’dı ve o sınav ne yazık ki kaybedildi.
Tansu Çiller’den sonra Türk siyasetinde bu kez bir Meral Akşener rüzgârı esmeye başladı. O da milliyetçi-muhafazakâr gelenekten gelen bir isimdi.
MHP’den olaylı ayrılışının ardından İYİ Parti’yi kurması ve devamındaki performansı oldukça başarılıydı. Milliyetçi ve muhafazakâr kitlenin desteğini arkasına almayı başarmıştı.
Kadın siyasetçi olması sebebiyle pek çok iftiraya da maruz kaldı—ki bu topraklarda iftira atmak ne yazık ki en çok rağbet gören kötü alışkanlıklardan biri, acı bir gerçeğimizdir.
Toplumun "Meral Abla"sı, Kemal Kılıçdaroğlu’na olan mesafeli tutumuyla biliniyor ve Altılı Masa’yı da bu gerekçeyle deviriyordu.
Zaman, bu restinde onu haklı çıkarmış olsa da seçim sonrasındaki imaj değişimi ve geçmişte Cumhur İttifakı’na yönelik sarf ettiği ağır sözlerin aksine sergilediği tavırlar hafızalardaki tazeliğini koruyor.
Muhafazakâr-milliyetçi toplumun "Meral Abla"sı da nihayetinde saf değiştirmiş olarak algılandı; kendisine duyulan sempatiyi ve ümitleri yok etti.
Gelelim İYİ Parti Genel Başkanı Musavat Dervişoğlu’na... "Yeni açılım süreci", "toplumun demokratikleştirilmesi" ya da "terörsüz Türkiye" gibi başlıklarla anılan yeni döneme çok sert eleştiriler getiren, hatta MHP liderine yönelik oldukça ağır söylemlerde bulunan İYİ Parti lideri, muhalif seçmenin takdirini kazanmaya ve partisini yeniden bir cazibe merkezi haline getirmeye başlamıştı.
Parti yöneticileri ve sözcülerinin performansı da adeta bir ana muhalefet partisi görüntüsü çiziyordu. Nitekim bu durum anketlere de yansımaya başlamıştı.
Ancak Anıtkabir çıkışında, sertçe eleştirdiği MHP liderine karşı sergilediği tutum ve aşırı samimi görüntüler şu soruyu akıllara getirdi: "Emir komuta merkezi başka bir yer mi?" “Ekran önünde konuştukları gerçek düşünceleri değil mi?” Genel Başkan Yardımcısı Erhan Usta da toplumun hissettiklerine tercüman olarak sert bir eleştiride bulundu.
Sayın Musavat Dervişoğlu bu saatten sonra ne söylerse söylesin tarafını belli etmiştir; Cumhur İttifakı’na hayırlı olsun. Muhalefet yapmasının inandırıcılığını kendi davranışlarıyla ortadan kaldırmıştır. Böylece muhalif milliyetçi kanat, yeni bir yanılsama ve kırılma daha yaşamıştır.
Son olarak milliyetçi-muhafazakâr kesimin en çok sevdiği ve Recep Tayyip Erdoğan sonrası dönemde ülkenin başına geçme olasılığı en güçlü liderlerden biri olarak görülen Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu’na...
Sayın Genel Başkana kendi üslubuyla hitap etmek istiyorum: "Allah’ını seversen söyle; sen de Cumhur İttifakı’na geçeceksen şimdiden geç!" Sevdiğini başkasına kaptıran delikanlılara döndü milliyetçi-muhafazakâr kanat.
Duyguları yoruldu, kendisine olan inancını bile kaybetme noktasına geldi. Son kale sensin; umarım yeni bir hayal kırıklığı da sen olmazsın. Yavuz Başkanın işi gerçekten zor; çünkü başkalarının günahının tövbesini de ibadetini de üstlenmek zorunda kalacak.
Kış yaklaşırken hem evlerimiz soğudu hem de içimiz üşümeye başladı. Hayat şartları iyiden iyiye zorlaşır, pahalılık her alanda kendisini hissettirirken bu ülkenin insanına tek başına gurur ve mutluluk yaşatan Real Madridli futbolcumuz Arda Güler’i tebrik etmek istiyorum.
İyi ki varsın Arda...