2026 yılının en popüler olayı şimdilik Venezuela devlet başkanı Maduro ve eşinin ABD tarafından yarım saatlik bir operasyon sonucu, sarayından, gece vakti, derdest edilip kaçırılması. Uzun başlıkları sevmem aslında ama üşenip yazının tamamını okumayı göze alamayanlara da bir fikir versin diye böyle uzun bir başlık seçtim, kusura bakılmasın.

Dünya tarihinde bir benzeri herhalde yaşanmamıştır; Amerika hiçbir kanun kural tanımadan sözde bağımsız egemen bir ülkenin sözde başkanını kaçırdı resmen. Hangi gerekçeyle? Maduro kokain kaçakçılığı yapıyor ve Amerika’ya zarar veriyormuş, o bir narko teröristmiş. Bu yüzden yakalanıp Amerika’ya götürülmeli ve yargılanarak cezalandırılmalıymış(!)

Maduro kokain kaçakçılığı yapıyor mudur? Muhtemelen yapıyordur. Hatta üstüne üstlük bir diktatör müdür, evet, diktatördür. Türlü çeşit yolsuzluklara ve usulsüzlüklere bulaşıp halkını sefil perişan etmiş midir, bunlara da evet ama Amerika bu nedenlerle mi bir devletin başkanını kaçırmıştır? Tabi ki hayır… Zaten Trump operasyonun üzerinden saatler geçmeden itiraf etti, “Venezuela’yı biz yöneteceğiz, Venezuela petrolünü bizim şirketlerimiz işletecek” dedi. Trump’ın diğer Amerikan başkanlarından farkı bu küstahça dürüstlüğü (!) Azgınlığını şımarıklığını, haydutluğunu hiç gizleme gereği bile duymuyor. O kadar ki istiklal harbi zamanlarındaki bizim meşhur eşkıyalarımız Trump’ın yanında çırak kalır.

Bu girişten sonra gelelim başlığımıza; neden ne kaçıran başkandı, ne kaçırılan dedik ve ilave ettik; aslında ne kaçıran devlet devletti ne de başkanı kaçırılan. Çünkü Amerika gibi sözde kendini ikinci Roma İmparatorluğu gibi takdim eden bir ülke böylesi bir haydutluk yöntemine tevessül ve tenezzül etmez. Devletin çeteden eşkıyadan tek farkı hukukla bağlı olmasıdır. Ne kadar örselense yok sayılsa da Amerika’nın da kurucusu olduğu BM ve buna bağlı uluslararası kurum kuruluşlar ve bunların bağlı olduğu devasa bir uluslararası hukuk külliyatı vardır. Ve an itibarıyla Amerika bunların hepsini sıfırlamış “yemişim hukuku, yemişim insan haklarını” kaba maganda raconuna rücu etmiştir. Artık dünyada hiçbir ülke uluslararası bir hukuk iddiasında bulunamaz, bunun hiçbir anlamı yoktur, dünyanın bu zamanlarında geçerli olan ilke gücü gücü yetene ilkesidir.

Olan biten bu ibretlik hadisenin ülkemize bakan yönüne gelirsek ne diyelim Allah ülkemize böylesi bir onursuzluk yaşatmasın. Ne kadar muhalif olursa olsun ben hiçbir vatandaşımızın ülkenin yöneticilerinin böyle bir muameleye maruz kalmasını kabul edebileceğini düşünmüyorum. Bir ülkede demokratik sistem yürürlükteyse, seçimler var ve sandık hala umutsa o ülkenin başkanını kimse derdest edemez. Diyelim ki bir haydut buna cüret etti bu defa da o ülkenin halkı buna izin vermez. İşte o yüzden diyorum ya Venezuela da bir devlet değil, devlet olsaydı başkanını yatağından çaldırmazdı.