“Dünyada eşkıyalık kol gezerken bu da nereden çıktı?” dediğinizi duyar gibiyim. Bizim de işimiz bu! Hem büyüklerimiz bir çaresine bakar (sanırım) ayrıca Silivri’de kalabalık etmenin gereği yok.

Konumuz, belediyelerin vasfı değişen gayrimenkullerle ilgili olarak mülk sahiplerine gönderdikleri ihbarnameler. Daha anlaşılır olması bakımından örnekle açıklayalım. Bir tarlanız var imar geldi ve arsa vasfına büründü veya arsanıza inşaat yaptınız bina oldu. Gerekli belgeleri aldınız tapuyu da aldınız.

Emlak vergisi ödemesi yapıyorsunuz belediyenin internet sitesine giriyorsunuz (veya vezneye gidiyorsunuz) bir rakam söyleniyor ve ödüyorsunuz. Borçsuz ve görevini yerine getirmiş vatandaş sıfatıyla huzur içinde uyuyorsunuz…

Aradan yıllar geçiyor, bir gün adresinize bir evrak tebliğ ediliyor. Bu evrakta yıllar önce vasfı değişen (tarladan arsaya veya arsadan binaya) gayrimenkulünüzün vergi farkı ve vergi ziyaı cezası talep ediliyor. Paniğe kapılıp işi bildiğini düşündüğünüz kişilere soruyorsunuz. Konuyu kıyısından bilenlerden aldığınız cevap Emlak Vergisi Kanunu’nun 40. maddesi sebebiyle yapacak bir şey olmadığı yönünde.

Peki neymiş bu meşhur madde? Normal olarak vergilerde zamanaşımı 5 yıl. Ancak emlak vergisinde zamanaşımının ne zaman başlayacağına ilişkin özel bir hüküm var. Bu hükümde; bildirim dışı kalan bina ve arazinin vergi ve cezalarında zamanaşımının, bu bina ve arazinin bildirim dışı bırakıldığının idarece öğrenildiği tarihi takip eden yılın başından itibaren başlayacağı yazıyor. Yani belediye “ben bunu yeni öğrendim” dediğinde zamanaşımı teknik olarak başlamamış olacak.

Belediyelerin de şu sıralar sığındığı liman bu! Ancak bu tamamen yanlış! Zira bu vasıf değişikliğinin belediye tarafından öğrenilmemesi söz konusu değil. Sebebine gelince, arazi arsa vasfına dönüşürken parselleme işlemi belediye tarafından yapılıyor. Arsanın bina vasfına dönüşmesinde de aynı durum söz konusu (yapı kullanma izin belgesi aynı belediye tarafından düzenleniyor).

Buna göre belediye’nin talep edebileceği şey zamanaşımına uğramamış kısımlarla ilgili vergi farkı ve buna ilişkin gecikme zammı. Bunun dışında bunlara ilişkin vergi ziyaı cezası kesilmesi de hukuken mümkün değil. Kanun’da 2002 yılında yapılan değişiklikten sonra cezanın dayanağı kalmadı.

Bu konulardan kaynaklanan uyuşmazlıkların tamamı mükellef lehine sonuçlanıyor. Bu noktadan hareketle, belediyelere önerimiz, fen işleri ve emlak vergisi birimi arasında eşgüdüm sağlanması. Aksi taktirde yüklü miktarda vekalet ücreti ve mahkeme masrafı riskine girecekleri ortada. “Ben böyle işlerle uğraşmak istemiyorum kardeşim” diye düşünen gayrimenkul sahiplerine önerimiz ise “nasıl olsa belediye vasıf değişimi biliyor” diye düşünmek yerine vasıf değişikliğini hemen belediyeye bir dilekçeyle bildirmeleri… Bütün okurlara hukukun gerçekten üstün olacağı günler diliyorum.