Türkiye tarihinde muhalefetin en büyük ve esaslı direnişi 1 Mart Tezkeresi’ne karşı destansı mücadelesiyle gerçekleşmiştir. Başta Deniz Baykal olmak üzere CHP kurmayları, Meclis’te siyasi hayatlarının en muhteşem konuşmalarını icra ettiler.
O gün CHP, uğradığı bütün siyasal-ideolojik erozyonlara rağmen Kuva-yı Milliye’nin tarihsel mirasından arta kalanlarla Türkiye’nin işgali ve bölünmesi önünde kale gibi dikilmişti. Dışarıda CHP’nin de içinde olduğu siyasal muhalefet ve sendikalar, Tezkere’ye karşı meydanları doldurmuştu.
Nihayetinde ABD ile 2 sayfa 9 maddelik sözleşme imzalayan Abdullah Gül’e ve Tayyip Erdoğan’a rağmen Tezkere reddedilmiş, TBMM ve Türk demokrasisi ile gerçekten gurur duyduğumuz, başımız sokakta dik yürüdüğümüz bir gün yaşamıştık.
ABD, aynı yılın (2002) 4 Temmuz’unda Süleymaniye’de askerlerimizin başına çuval geçirerek ve görüntüleri dünyaya servis ederek intikam almıştı.
O gün başına çuval geçirmeye gelenlere “vur” emri veremeyen Genel Kurmay; kozmik odasına girilirken, yüzlerce komutanı FETÖ-Gladio tarafından esir alınırken, hatta darbe gecesinde bile bu emri veremedi.
O gün askerin başına geçirilen çuval Fırat Kalkanı Harekâtı’na kadar çıkmadı, fakat izi hep kaldı ve kalmaya devam ediyor.
ABD çuvalı Mayıs 2010’da kaset operasyonuyla CHP’nin kafasına geçirdi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı, CHP’nin tarihsel köklerinden kalan ne varsa tasfiye edildiği bir dönem oldu.
CHP’liler ise kafaları çuval içinde gözlerinin önünü görmez bir biçimde tam on üç sene bu durumdan gayet memnun davrandılar. 2023’ten sonra da o çuval CHP’nin kafasında kalmaya devam etti.
Müthiş olumlu şartlar altında bir yerel seçim kazanıldı diye CHP’liler, Kemal Bey döneminin bakiyesi olan yeni yönetimin hangi programı savunduğuyla zerre kadar ilgilenmeden yola devam etti.
Siyasetin, toplumsal çelişkilerin yansıdığı bir mücadele alanı olmaktan çıkıp, metalaştığı bir dönemde “piyasa beklentileri”ne benzer bir “siyasal beklentiler” dizisi herkesin elinde liste olarak yer aldı ve kim nasibine ne düşecek bunu hesaplamaya başladı.
6-7 Temmuz’da Türkiye’de tarihi NATO zirvesi toplanacak. NATO’nun yeniden teşkilatlanacağı ve düşman konseptine karşı görev dizilimlerini belirleyeceği; kopuşların ve başlangıçların bir arada yaşanacağı bu zirve Türkiye açısından son derece önemlidir.
Türkiye’de önümüzdeki dönemde, İstanbul Boğazı’nda NATO Deniz Unsur Komutanlığı, Adana’da ise Çokuluslu NATO Kolordusu kurulması planlanıyor.
Milli Savunma Bakanı, artık kenar değil merkez ülke oluyoruz derken, kimileri bunu kutluyor, oysa Türkiye olası çatışmaların merkezine taşınıyor ve görev yükleniyor.
Maalesef bir yanda Rusya diğer yanda ise İran’a karşı; Karadeniz, Kafkasya ve Irak’ta tehlikeli süreçlerin içine giriyoruz.
Türkiye’ye birkaç düzine uçak motoru, bolca pohpohlama ve küçük Osmanlı hayali sunarak, karşılığında geleceğimize ipotek koyacak bir alış veriş teklif ediyorlar.
Ekonomik olarak beli bükülmüş Türkiye’nin siyasal iktidarı, ülkede hâkimiyetini sürdürmek için, bu planlardan umduğu meşruiyetle yola devam etme derdinde.
CHP’nin yeni genel müdürü çoktan bu projenin küçük mümessili olma hevesini açıkladı. Daha vahimi ise koltuktan düşürülen Özel’in, “biz size daha iyi hizmet ederiz” beyannamesini Newsweek’te yayımlaması oldu.
Kemal Bey döneminde Ünal Çeviköz vardı, Özel döneminde daha beteri Namık Tan.
Bir grup kafada çuvalla partiye girmeye çalışıyor, bir kısmı ise kafada çuvalla parti binası koruyor. Ülkeyi, bağımsızlığı, milleti koruyacak var mı?
Anlı şanlı sosyalist mücadelelerden gelen bazı arkadaşlar, NATO’nun Türkiye planlarına karşı mücadele açıklaması yapacağına, aralarında coca cola ile pepsi cola kadar fark bulunmayan kişiler için sanırsınız kefenini giymiş parti binasında nöbet bekliyor.
Türkiye’ye, ABD ve NATO tarafından biçilen görevlerde, demokratik bir ulus-devlete ihtiyaç yok. Arzu edilen otoriter bir küçük Osmanlı federasyonu.
Siz kalkar “ben bu vazifeyi daha iyi yüklenirim” derseniz, Türkiye’de asgari bir demokrasinin yeniden inşa mücadelesini bile veremezsiniz.
Önce kafalarınızdaki, zihinlerinizdeki çuvallardan kurtulun.
Eskiden “yanki go home” yazardı gençler, şimdi alt tarafı betondan ibaret parti duvarlarını boyuyorlar.
Aynı saatlerde NATO temizliği Ankara’da titizlikle uygulanıyor.