Homeros’un İlyada ve Odysseia destanları, Batı edebiyatının temel metinleri arasında yer almaktadır. Odysseia’nın baş kahramanı Odysseus (Latince formuyla Ulysses veya Osmanlı kaynaklarında sıklıkla Ulis), kurnazlığı, çok yönlülüğü (polytropos) ve nostos kavramı (eve dönüş yolculuğu) ile antik Yunan kahraman ideallerinin en tipik örneklerinden biridir. Osmanlı İmparatorluğu bağlamında ise Odysseus, yalnızca bir çeviri tarihi meselesi değil; aynı zamanda kültürel temas, miras algısı, epik geleneklerin etkileşimi ve 19. Yüzyıl modernleşme süreçlerinin bir yansımasıdır.
Osmanlı sarayının antik Yunan mirasına ilgisi Fatih Sultan Mehmed (1451–1481) döneminde somutlaşır. 1462’de Troya’yı ziyaret eden Fatih, kendisini ve Osmanlıları Asyalı/Troya tarafıyla özdeşleştirmiş; Yunanları ise “Yunan, Makedon, Tesalya ve Peloponnesos soyundan gelenler” olarak nitelendirmiştir. Topkapı Sarayı kütüphanesinde, literatürde 1463’e tarihlenen ve Johannes Dokeianos tarafından istinsah edildiği kabul edilen bir İlyada nüshasının bulunması, sultanın Homeros’a duyduğu kişisel ilginin kanıtlarından biridir. Ayrıca Fatih koleksiyonunda 13. Yüzyıla ait Trabzonlu Gennadios’a atfedilen bir İlyada nüshası da yer almaktadır.
Bu ilgi yalnızca İlyada ile sınırlı kalmamıştır. 15. Yüzyıl sonlarına tarihlenen bazı Arapça elyazmalarında Troya atı ve “hükümdar hileleri” motiflerine rastlanır; bu metinlerden birinin Fatih tarafından sipariş edildiği düşünülmektedir. 17. Yüzyılda Osmanlı âlimleri Troya anlatılarını coğrafya ve tarih eserlerine dâhil etmişlerdir. Kâtip Çelebi’nin Cihannümâ’sında (basımı 1732) Troya ve çevresi anlatılır. Hezarfen Hüseyin Efendi ve Müneccimbaşı Ahmed Dede de Troya Savaşı’nı Yunan tarihi çerçevesinde ele alır. Bu eserlerde Odysseus ismi doğrudan ve sistematik biçimde geçmese de, Troya destanının kahramanları ve olay örgüsü Osmanlı kültür dünyasına böyle yansımaktadır.
Antik felsefe (özellikle Aristoteles) Osmanlı medrese geleneğinde önemli bir yer tutarken, pagan mitoloji ve epik şiir aynı ölçüde benimsenmemiştir. Bunun temel nedeni, çok tanrılı anlatıların İslamî teolojik çerçeveyle gerilim yaratmasıdır. Buna rağmen, Troya coğrafyasının Osmanlı toprakları içinde yer alması (Hisarlık), miras iddiasını güçlendirmiştir.
Osmanlı-Türk halk edebiyatında Odysseus temalarının en çarpıcı yansıması Dede Korkut anlatılarındaki Tepegöz hikâyesidir. Basat’ın Tepegöz’ü öldürmesi, Odysseus’un Polyphemos (Kiklop) ile mücadelesine büyük benzerlik gösterir: tek gözlü, yamyam, mağarada yaşayan bir dev; kahramanın kurnazlıkla gözünü kör etmesi ve hayvan postuna bürünerek kaçması detayları oldukça ilginçtir. Bu paralellik, 1815’te Heinrich Friedrich von Diez’in Denkwürdigkeiten von Asien adlı eserinde sistematik olarak ortaya konmuş ve o zamandan beri folklor araştırmalarında tartışılmıştır.
Bazı araştırmacılar Tepegöz hikayesinin Homeros’tan etkilendiğini, bazıları ise ortak bir Proto-mitoloji veya Anadolu-Orta Asya etkileşimini savunur. Her iki durumda da, Oğuz epik geleneği Homeros motiflerini kendi kültürel kodlarına uyarlamıştır. Bu, Osmanlı coğrafyasında Odysseus’un “okunmuş bir metin” olarak değil, “yaşayan bir motif” olarak var olduğunun en güçlü göstergesidir.
Tanzimat Fermanı (1839) ve ardından gelen reformlar, Osmanlı aydınlarını Batı klasikleriyle daha yoğun bir ilişki kurmaya yöneltmiştir. Bu süreçte Odysseus, doğrudan çevirisiyle olmasa bile dolaylı şekilde Osmanlı kültür dünyasında zikredilmiştir.
François de Salignac de la Mothe-Fénelon’un Les Aventures de Télémaque (1699) adlı eseri bu bağlamda oldukça mühimdir. Homeros’un Odysseia’sındaki Telemakhos’un babasını arama yolculuğunu temel alan bu didaktik roman, Yusuf Kâmil Paşa tarafından 1859’da çevrilmiş ve 1862’de Tercüme-i Telemak adıyla yayımlanmıştır. Eserde Odysseus “Ulis” olarak geçer. Tercüme-i Telemak, Osmanlı edebiyatında ilk “roman” örneklerinden biri kabul edilir; okullarda okutulmuş, ahlaki ve siyasi dersleriyle geniş bir okur kitlesine ulaşmıştır. Ahmet Vefik Paşa daha sonra daha sadık ve sade dilli bir çeviri çalışmasında bulunmuştur.
Ali Haydar Bey’in 1876 tarihli Rüya Oyunu adlı piyesi, Odysseia’dan esinlenen erken bir tiyatro denemesidir. 1880’lerden itibaren süreli yayınlarda Homeros biyografileri ve destan özetleri artar. Kevkebü’l Ulum dergisinde (1884–1885) Homeros’un hayatı, eserleri ve İlyada özeti yayımlanır. Homeros, “server-i şuarâ”, “şiir sanatının babası”, “Anadolulu şair” ve “İyonyalı şair” olarak nitelendirilir.
Doğrudan Homeros çevirisi 1885/1886’da Naim Fraşeri’nin İlyada: Eser-i Homer adlı eseriyle başlar. Yunanca aslından yapılan bu düzyazı çeviri, İlyada’nın yalnızca birinci kitabını kapsar. Fraşeri önsözünde, o zamana kadar ne İlyada ne de Odysseia’nın Osmanlı Türkçesine çevrilmediğini açıkça belirtir ve kendisini öncü olarak konumlandırır. Selanikli Hilmi’nin 1898/1899 tarihli İlyas yahud şâir-i şehîr Omiros çevirisi de İlyada’nın bir kısmına aittir. Sadullah Paşa’nın manzum denemeleri de vardır, ancak basılmamıştır. Osmanlı döneminde Odysseia’nın tam bir çevirisi yapılmamıştır; ilk tam düzyazı çeviriler Cumhuriyet dönemine aittir. Ahmet Cevat Emre’nin Odysseia çevirisi 1941–1942’de Türk Dil Kurumu tarafından yayımlanmış, İlyada çevirisi ise daha sonra (1950’ler) çıkmıştır.
Heinrich Schliemann’ın 1870’lerde Hisarlık’taki kazıları (özellikle 1873’te “Priamos Hazinesi” iddiası), Troya ve Homeros ilgisini hem Osmanlı hem de Avrupa kamuoyunda canlandırmıştır. Osmanlı yetkilileri kazılara müdahale etmiş, 1884 tarihli yeni Eski Eserler Nizamnamesi ile miras iddiasını güçlendirmiştir.
Osmanlı kaynaklarında Odysseus, genellikle şu özelliklerle ilişkilendirilir: Kurnazlık ve zekâ (Troya atı motifi), uzun yolculuk ve nostos, Polyphemos/Tepegöz paraleli, Telemakhos üzerinden babalık ve eğitim teması (Tercüme-i Telemak).
Ancak pagan tanrıların, büyücülerin (Kirke, Kalypso) ve mitolojik detayların işlenişi sınırlı kalmıştır. Selanikli Hilmi gibi bazı çevirmenler mitolojik unsurları gizlemiştir. Bu durum, İslamî kültürel çerçeve ile antik Yunan mitolojisi arasındaki tezatlığın bir yansımasıdır.
Osmanlı İmparatorluğu’nda Odysseus “bilinmeyen” bir figür değildir. Fatih döneminden itibaren Troya coğrafyası ve Homeros mirası saray ve âlim çevrelerinde dolaşımda olmuş; Dede Korkut aracılığıyla halk anlatılarına nüfuz etmiş; 19. Yüzyılda ise Tercüme-i Telemak, süreli yayınlar ve kısmi İlyada çevirileriyle daha görünür hâle gelmiştir. Bununla birlikte, Odysseia’nın tam bir Osmanlı Türkçesi çevirisinin yapılmamış olması, pagan mitolojiye duyulan çekincenin bir göstergesidir.
Bu süreç, Osmanlı’nın klasik antikiteyle ilişkisinin “yokluk” değil, “seçici temellük” olduğunu ortaya koyar. Günay Uslu’nun vurguladığı gibi, Osmanlılar Troya’yı yalnızca bir Batı mirası olarak değil, kendi topraklarında bulunan ve kendi kimlik anlatılarına eklemlenebilecek bir miras olarak görmüşlerdir. Odysseus figürü de bu bağlamda, kurnazlık, yolculuk ve hayatta kalma temalarıyla Osmanlı epik ve didaktik edebiyatına dolaylı yollardan girmiştir.
Gelecek araştırmalar, Osmanlı elyazması kütüphanelerindeki daha fazla Arapça-Farsça Troya anlatısını, 19. Yüzyıl gazete arşivlerini ve Arnavut-Osmanlı entelektüel ağlarını (Naim Fraşeri örneği) derinleştirmelidir. Bu, yalnızca Homeros resepsiyonu değil, Osmanlı modernleşmesinin kültürel dinamiklerini anlamak açısından da önemlidir.
Kaynakça
Conrad, J. A. (1999). Polyphemus and Tepegöz revisited: A comparison of the tales of the blinding of the one-eyed ogre in Western and Turkish traditions. Fabula, 40(3-4), 278–297. https://doi.org/10.1515/fabl.1999.40.3-4.278
Fraşeri, N. (1303/1885–1886). İlyada: Eser-i Homer. Karabet ve Kasbar Matbaası.
Kâtip Çelebi. (1732). Kitâb-ı Cihannümâ (İ. Müteferrika, Ed.). Tasvir-i Efkâr Matbaası / İstanbul.
Mundy, C. S. (1956). Polyphemus and Tepegöz. Bulletin of the School of Oriental and African Studies, 18(2), 279–302. https://doi.org/10.1017/S0041977X00106858
Taşkent, A. (2023). Homeros’un tercüme-i hâli: 19. ve 20. Yüzyılda Osmanlı-Türk aydınlarının gözüyle Homeros biyografisi. Milli Folklor, 18(140), 37–47. https://doi.org/10.58242/millifolklor.1262919
Uslu, G. (2017). Homer, Troy and the Turks: Heritage and identity in the Late Ottoman Empire, 1870–1915. Amsterdam University Press. https://doi.org/10.2307/j.ctt1zkjxv2
Von Diez, H. F. (1815). Denkwürdigkeiten von Asien. Halle.
Yüksel, S. (2016). Osmanlıdan günümüze kültür ve dil politikaları çerçevesinde İlyada tercümeleri. Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, 40(2), 1–40.
Yusuf Kâmil Paşa. (1862). Tercüme-i Telemak. Tasvir-i Efkâr Matbaası.