Çölde, deve çöl dikeniyle karşılaşınca, yeme isteğiyle çiğnemeye başlar. Diken, devenin ağzının içinde dudaklarına, yanaklarına ve diline batıp kanatır. Kendi kanına bulanmış dikende, kandan gelen tuz tadını da alınca, hoşuna gider. Kanadıkça daha çok yemek ister, yedikçe daha çok kanar ve sonunda kendi kanının tadına doyamayarak, kan kaybından ölür.
Buna, “Harese” denmiştir ve Harese, aşırı hırs, tutku, doyumsuzluk ve hırsına yenik düşerek kendi kendini mahvetme anlamlarına gelir.
Hırs, bir şeyi şiddetle arzu etme, açgözlülük, doymak bilmeden mal, mevki, makam, para, güç veya şöhret gibi dünyada kalıcı dünyalıkları elde etme konusunda, bütün benliği saran aşırı tutku olarak tanımlanır. Azim ise, bir hedefe ulaşma yolunda karşılaşılan zorluklara, başarısızlıklara veya engellere rağmen vazgeçmeme, irade gösterme ve çabayı sürdürme, samimiyetle, kalben ve sabırla hizmet etme halidir.
Hırs, bir gaye uğruna insandaki, yaratılışından gelen sonu olmayan isteğin bâtıl olan zulmaniyet yönünde kullanılması olurken, Azim, aynı isteğin rahmaniyet yönünde kullanılmasındaki isimdir. Bu isteğin hırs mı yoksa azim mi olduğu insanın hangi yönde kullandığına göre değişir. Hırs olursa zulüm, azim olursa rahmettir.
İnsan, kendisini geliştirebilen varlıktır. Gelişimin gerçekleşmesi için insanda istek bulunmalı, bu isteğin devamlılık ve artış göstermesi gerekir. Eğitim, kültür, sanat, zanaat ve iman gibi insanlığa ait ortak değerlerin oluşması ve gelişmesi için önce istemek, ardından bu istek doğrultusunda çok çalışmak gerekir ki bunun için aşırı istek olması lazımdır. O zaman, “İnsanda aşırı istek bulunmasaydı, zulüm olan hırsa da olmazdı” demek hatalı bir tespittir. O istek bulunmasa azim de olamazdı.
İnsan, dünyada var olmaya başladığı andan itibaren ihtiyaçlarının peşinden gider. Ancak kendisini yalnızca dünyalık ihtiyaçlarına kaydeder ve sürekli daha fazlasını elde etme arzusuna kapılırsa, zamanla kendisine zulmeden bir zalime dönüşür. Hırsla paraya yönelip hep daha fazlasını elde etmek uğruna insanlığını terk etmek, zalim olmaktır. Para için, çalmak, dolandırmak, gasp etmek, haksız kazanç elde etmek, görevi para hırsıyla kötüye kullanmak insanın seçimidir. Aynı durum makam, mal ve güç için de geçerlidir. İnsan, elde etmiş olmanın arzusuna esir olur.
İnsanın, insanlığa hizmet etmek için sahip olduğu bir duyguyu yanlış yerde kullanması, anlık tatminlerin körlüğü içinde asıl kaybını görmesini engeller. Oysa hırsıyla kendisini tüketen insan, deve gibi kendi kanının tadına doyamadan diken yemeye devam etmektedir. İnsan ölümlü bir varlıktır ve bir gün öleceğini bildiği hâlde, hiç ölmeyecek gibi ölünce ardında bırakacak oldukları için insanlığını yanlış yerlerde kullanarak kendisine ve ailesine zulmeden de insandır. İnsanın kurtuluşu ancak hırsın azimle yer değiştirmesidir.
İnsan, kendisine verilen isteme gücüyle güzelliği çoğaltabilecekken, aynı gücü nefsinin doyumsuzluğuna teslim ederek kendi güzelliğini tüketebilir.