Ailem işçi olduğu için çocukluğum ninemin ellerinde geçti. Gerçi o da çalıştığı için zamanım penceresi olmayan bir bulaşıkhanede tabak kurulayarak geçiyordu.

Hasta olmaktan neden çok korktuğumu şimdi daha iyi anlıyorum. Saatlerce doktor kapısında beklemek, sonra hastane içindeki eczanede ilaç sırasında durmak ve otobüsle eve dönmek…

Doktorum Muhteşem Şentürk aynı zamanda bir ressamdı. Muayene sonrasında odadaki tabloları düşünerek otobüs durağına giderdim.

Ama benim için en zoru hastaneye gitmek ve eve dönebilmekti. Otobüs şoförlerinin sigara içtiği, pis kokan havasız belediye otobüsleri dışında bir şansımız yoktu. Şimdi de farklı bir yöntem bulunuyor.

Mide bulantısı ile bindiğim otobüsün, sigara kokacağı bilindiğinden evden çıkarken her ihtimale karşı yanımıza bol bol poşet alırdık.

Velhasıl çocukluğumun Türkiye’si olur olmaz her yerde herkesin sigara içtiği bir hatıradan meydana geliyor.

Türkiye ilerliyor mu?

Evet, gerçekten gelişim gösterdiğimiz meselelerden biri de dumansız bir yaşam için devletin aktif bir şekilde çalışmasıdır.

Şimdi ise bu sürecin ilerlemesi için farklı düzenlemelerin geleceği konuşuluyor.

Otobüs duraklarında, banklarda, kamusal alanlarda ve tüm kafelerde sigara içilmemesinin normal olduğu bir Türkiye mümkün. Dumansız hava sahasının oluşturulacağı söylendiğinde kimse buna inanmamıştı ve yasakların ciddi bir şekilde delineceği düşünülmüştü. Ama bakın öyle olmadı…

Tütün hakkında tartışılacak bir nokta yok. Bu sebeple aksini düşünenleri bilinçlendirmeye yönelik bir kelime dahi söylemek gelmiyor içimden.

Hepimiz biliyoruz ki bu bir bağımlılık ve tedavisi mümkün.

Devlet tütün içmeyen insanları koruduğu kadar bağımlıları da korumalı. Aynı zamanda yasaklar kadar tedaviler noktasında da elini taşın altına koymalı.

Bu ülkede güzel şeyler de oluyor, olmaya da devam edecek.