Vicdan, insanda ruhun var olduğunun göstergesidir.

Vicdan, kalpteki sık dokunmuş elek gibidir. Bu elekten ancak ilahî ve insanî değerler geçebilir! Elekten geçmeyenlerin kalpte yeri olmadığından, kalbe alınmaması ahlâk kapısına bağlıdır.

Vicdan, kişinin davranışlarını ahlâk kurallarına göre değerlendirdiği içsel bir pusula olarak tanımlanırken; kalpteki değerler üzerinden yaşamı hem bireysel hem de toplumsal olarak sorgulayıp uygun olmayanları terk ettiren, doğru olanı yapma samimiyetidir.

Nietzsche, vicdanın aslında “Köle ahlâkının” bir ürünü olduğunu savunur. Güçsüzlerin, güçlüleri durdurmak için uydurduğu suçluluk psikolojisi olduğunu söylerken, vicdanın doğuştan gelen kutsal bir ses değil, toplumun insanı evcilleştirmek için hafızasına kazıdığı “Suçluluk hastalığı” olduğunu ifade eder. Ben bu görüşe katılmıyorum. Bana göre Nietzsche, vicdanın insanın ruh ve kalp dünyasındaki yerini gözden kaçırmış, daha çok aklın ve toplumun oluşturduğu bir suçluluk duygusu olarak değerlendirmiştir. Vicdanı, insanı iyiliğe ve doğruya yönelten ilahî ve insanî bir değer olarak değil, insanı sınırlandıran bir unsur olarak görmüştür.

İnsan beden ve bilinç birlikteliği olduğu için madde-mana olarak iki yön içerir. Maddesi akıl, manası kalptir. İnsan, akıl ve kalp birlikteliğidir. Akılsız sırf kalp ile olunmayacağı gibi, kalpsiz sırf akılla da olamayız. Akıl, bilginin depolanıp işlendiği merkez iken kalp, vicdan dediğimiz ilahî ve insanî değerlerin merkezidir. İyi bir eğitim alıp kendi alanında bilgiyi edinmenin üstüne üretebilen bir insan, sırf akıl üzerine yaşadığında bilgiyi zalimlik için kullanabilir. Aynı bilginin Rahmet için kullanımı, akıldaki bilginin kalpte demlenmesiyle mümkündür. Bir insanın sırf kendi çıkarı için yaptığı eylem ve söylemden suçluluk duyması, onun hâlâ ruhu olduğunu ispat eder.

Ahlâk, doğruluk, dürüstlük, adalet, sevgi, saygı, merhamet gibi manevî ya da insanî değerler kalbe ait olan, kalbin veri işleme vasıflarıdır. Bilgi, bilgi olmasıyla hak ve bâtıl dediğimiz iyi ya da kötü olma durumu içermez. Bilgiyi, iyi ya da kötü yapan, hangi yönde kullanıldığına göre değişir. Vicdan sahibi insan; bilgi, görev, makam, imkân, akıl ve gücünü Rahmaniyet doğrultusunda insanlığa faydalı olmak için kullanır. Vicdanlı insanlar, eylem ve söylemlerini kalbinde demledikten sonra yerine getirir. Vicdan, onların kötülük yapmasını engelleyen ilahî ve insanî değerdir. Vicdanlı insan, bilgisini kötüye kullanmadığı gibi görevini de kendi çıkarları için haksız kazanç elde etmek amacıyla kullanmak yerine, insanlığa hizmet için kullanır. Yolsuzluk yapmaz, rüşvet almaz, çalmaz, dolandırmaz, eziyet etmez, zulmetmez. Hiçbir zaman ahlâkı ve adaleti terk etmez; hata yaptığında aynı hataya düşmez.

Vicdanı olmayan insanlar ise vicdanlarının susmasıyla ruhtan gelen değeri bastırmış, ahlâkı, adaleti ve merhameti olmayanlardır. Onlar, bilgilerini ve görevlerini insanlara zulüm vereceğini bile bile sadece kendi çıkarları için kullananlardır.

İnsanlık, vicdanlı olmaya bağlı kutsal bir değerdir.